21 Haziran 2022 Salı

GEÇİP GİDEN ZAMAN

 


GEÇİP GİDEN ZAMAN

Geçip giden zaman herkes için aynı mı akar?

Her saat hepimiz için, her durumda aynı uzunlukta mı? 

Hiç geçmeyen bir saatimiz olmadı mı bu hayatta? 

Ya da ne olduğunu anlamadan çarçabuk geçen bir saatimiz...

Hastane önündeki hasta yakınına sorarsanız o geçen bir saat 10 saat gibi, bir türlü geçmek bilmemiştir. Arkadaşlar ile pikniğe giden bir gence sorduğumuzda da bir saat 2-3 dakika gibi çarçabuk hemen akıp gitmiştir.


Buna sebep olan zamanın kendisi midir?

Yoksa o zamanı yaşayan insan mı?

İnsanların yaşadığı duygular ile zamanın geçmesi arasında bir ilişki mi vardır?

Zamanın hızı kişiden kişiye değişebilir mi?

Baktığınızda o hiç geçmeyecek dediğimiz anlar bile geçip gitmemiş miydi?

Büyüklere ömürlerini nasıl geçirdikleri sorulduğunda derler ya,

 “Çocukluğum daha dün gibi gözümün önünde “

 “Çarçabuk geçti işte ne ara 70 olduk anlamadık ki”

Çocuklarına bakarlar ve

“Ne çabuk büyüdüler” derler.

“Hele torunlar ne arada oldu anlamadım bile”

 Ömür ne kadar da yaşarsak yaşayalım hep çarçabuk geçmiyor mu?

Küçükken hepimiz bir an önce büyümek istedik. Büyümeye başladık, “aman şu okul bitse” derdine düştük. O okul bittiğinde ise bir sonraki aşama için uğraşmaya başladık.

“Şu okullar bitse de mesleğimizi elimize alsak!”

Peki, meslek sahibi olduğunda telaşe bitti mi? Hayır.

“İyi birisi ile evlensem de mutlu bir yuvam olsa”

Yuvayı kurunca bitti mi? Hayır Çocuklar ve onları yetiştirme telaşı başladı bu sefer.

“Okuyup adam olurlar inşallah “

“Ah şunlar bir evlense”

Bitti mi? Hayır

“Bir de torun göreyim dünya gözüyle”

Derken insan bir de bakar ki ömür bitmiş.

Kesin olan bir şey var ki, zaman akıp gidiyor.   İnsanlar zamanı yakalamak için hep bir yerlere koşturuyorlar.  Hep acele eden, bir yerlere yetişme telaşı olan insanlara rastlıyoruz etrafımızda. Belki biz de onlardan biriyiz.

Sabahın bir vaktinde kalkmış, iş yerine yetişmeye çalışan,

Çocuklarını okula bırakmak için koşturan,

Öğle aralarında bir an önce karnını doyurma telaşında olan,

Akşam olduğunda bir an önce eve gitme çabasında olanlarla dolu etraf. Zamanın geçip gitmesine engel olamasa da insan, onu yönetebilir.

Zaten asıl mesele de o değil mi?  Zamanımızı nasıl değerlendireceğimizi seçmek!

Bunun için önce zamanın kıymetini anlamak ve kabul etmek gerekir.



Peki zaman bu kadar kıymetli ise biz bu zamanımızı nasıl geçiriyoruz?

Sonuçlar değil, 'sonrası’larla dolu hayatımızda nasıl seçimler yapıyoruz?

Sabah günü karşılama saatimiz ve şeklimiz o günkü iş durumumuza göre değişiyor.

İşe gideceksek bilmem kaçıncı kere çalan saati erteleyerek zorla kalkıyoruz.

İşe gitmeyeceksek, aynı saatte uyanmamıza rağmen keyif yapabiliyoruz yatakta. 

Sonrasında yapılan bir kahvaltı! 

O da yine o güne göre değişiyor değil mi?

Geç kalınınca pastaneden ya da simitçiden alınan simit veya poğaça ile yapılanla, evde sere serpe yapılan kahvaltı bir mi hiç?

Şöyle uzun uzun gazete okumak mazide kaldı. Şimdi gazetelerin yerini almış   sosyal medyaya “2 dakika(!)” göz gezdirirken akıp giden zamanın farkına varınca telaşla hemen işimize koşturuyoruz.

İş yerinde geçirdiğimiz zamanları ne kadar verimli geçiriyoruz?

İşlerimizi bitirebiliyor muyuz?

Sıkıldıkça elimize aldığımız telefonla ne kadar vaktimizi harcıyoruz?

Bunlardan hiç bahsetmiyoruz bile. Yorgun argın eve geliyoruz. Evin hanımıysan, yemek hazırla çocuklarla ilgilen ve eşinle biraz zaman geçir. Sevdiğin dizinin bilmem kaçıncı bölümünü izle.

Evin erkeğiysen yemek ye, biraz çocuklarla biraz hanımla ilgilen. Azıcık maçlara ya da haberlere bak. Hoop hadi yatış saati.

Hemen her gün tekrar eden bir döngü.

Hani bugün biraz kitap okuyacaktık!

Yürüyüşlere başlamaya karar vermiştik!

 Ne kadar zamandır düşündüğümüz kişisel gelişim kursu vardı! Ne oldu ona?

Peki ya ailecek yapmayı planladığımız aktiviteler?

Bunlara ne zaman vakit bulabilecektik?

Peki, ‘zamanı yakalamak’ mümkün mü?

Süper kahramanları hemen hepimiz biliriz. Zamanı geri alan ya da zamanı durduran, hızlandırıp ya da yavaşlatan kahramanlardı onlar. Bunları yapabildikleri için de isimleri süper kahraman oldu. Bizde bu süper kahraman özellikleri yoksa ki yok, bunu asla yapamayacağız demektir.

Ne zamanı geri alabilir ne de zamanı ileri sarabiliriz.  Bu sebepten dolayı çok kıymetli değil mi zaten zaman?

Yakalayamadığımız için...

Hepimizin yapmak istedikleri var bu hayatta. Şöyle bir düşünürsek; Okulumuzda başarılı olmak,

İyi bir meslek edinmek,

Evimizin olması,

Arabamızın olması,

İyi insanlarla evlenmek,

Tatile gitmek,

Çocuklarımızın mürüvvetini görmek...

Bu liste uzar gider, bitmez.

Peki, bunları yapacak ne kadar zamanımız var?

1 yıl? 3 yıl? 5 yıl? 35 yıl?

Şimdi bu insan ne yapsın?

Ömrünü uzatmak için elinden geleni mi yapmalı?

Ölümsüzlük iksirini mi aramalı?

Yoksa hayatındaki hedeflerinden vazgeçip, hayat nereye sürüklerse oraya mı gitmeli?

Anı yaşayıp sonrasını boş mu vermeli?

“Bir daha gelmeyeceğiz bu hayata” deyip başıboş, nerede akşam orada sabah mı yaşamalı?

Ya da tüm bunların aksine, bu hayata bir daha gelmeyeceksek ve elimizde olan zaman da çar çabuk geçiyorsa kıymetini mi bilmeli?

Her anımız kalan ömrümüzün ilk anları.

Her yaşımız en güzel yaşımız.

Her anımız en kıymetli anımız. Üstelik hiçbir şey için geç değil.   Hayat elimizden akıp gitmeden bir şeyler yapma zamanı gelmedi mi?

Erteleyerek büyüttüğümüz problemleri çözme zamanı şimdi değilse ne zaman?


20 Haziran 2022 Pazartesi

KİM KİMDİR?

 


KİM KİMDİR PROGRAMI

Kim Kimdir?

Ne de güzel bir soru; herkesin önce kendine sorması gereken, çok basit ama bir o kadar da zor olan.

Evet, ben kimim?

Neye tepki veriyorum?

Neden o tepkiyi veriyorum?

Sevip sevmediğime nasıl karar veriyorum?

Beni bu insanın yanında tutan ya da diğerinden uzaklaştıran ne?

Doğru bildiklerim, yanlış  bulduklarım gerçekten doğru ve yanlış mı?

İyi, kötü dediklerim peki?

Aaaaaaa kafam karıştı da kafamı karıştıran ne?

Peki Mahmut abiyi böyle davranmaya iten ne?

Ne güldü beee!! Bunda bu kadar gülecek ne var?

Ne oldu şimdi? Neden kızdı ki?

Kimine sarılasım, kiminin ağzına da yaş odunla vurasım var.

Niye ki?

Tanımak, tanımlamak insanın doğduğu andan itibaren yaptığı ve ömür boyu da yapmaya devam edeceği bir şey. Peki neden? Öğrenme hayat boyu devam ediyor da ondan, insanın öğrenebilmesi için de tanıması ve tanımlaması gerekiyor. Önce yanımızı, yakınımızı, gördüğümüzü, duyduğumuzu, hissettiğimizi tanımlarız sonra da bu tanımlamalara göre tanırız dünyayı.

Peki insanları?

Ne kadar tanıyor, nasıl tanımlıyoruz?

Neyi, neden yaptığımızı ne kadar biliyoruz?

İnsan anlamadığından korkar, tedirgin olur. Anlamadığına yanlış tepki verebilir.

Anladığını zannetmek ise daha vahim sonuçlar doğurabilir.

Ancak anlarsa insan farklılıkları algılar ve yönetebilir.

Farklılıkları yönetebilen de kaliteli ilişkiler kurabilir. Hedeflerine yönelik doğru kararlar alabilir, bu da insan tanımaktan geçer.

İnsan tanımak bir sanattır, peki siz nasıl bir sanatçısınız?

Bu sanatı icra etme isteği ne kadar var içinizde?

Tam olarak da bu isteğin oluştuğu noktada devreye giren bir program Kim Kimdir?

Tam olarak da bunların anlatıldığı, taşların yerlerine oturtulduğu,

"anaaaaam Süleyman amca kızgın değilmiş, yazıııık."

"Pakize sana kızmayacağım, bundan sonra istediğin kadar konuş, kıyamam sana" cümlelerinin dile döküldüğü yerdir Kim Kimdir programı.

  • Kendimi ve iletişim, ilişki kurduğum insanları anlamamı sağlayan,
  • Tanımlamalarımı neye göre yaptığımı, yani zihnimin nasıl işlediğini anlatan,
  • Bir de bu insanlarla iletişimimde nelere dikkat etmem gerektiğini anlatan bir program.

Toplam 12 saatte...

Daha ne olsun?

Kim Kimdir Programının bireye kazanımları nelerdir?

  • İnsanların farklılıklarının sebeplerini anlamasını sağlar.
  • Kendi güçlü ve güçlendirmesi gereken taraflarını deşifre eder.
  • Kendini nasıl geliştireceğinin stratejilerini verir.
  • Kurduğu  iletişimde  güçlü ve sabırlı olmasını sağlar.
  • İletişimde bilinç açıklığının önemini anlamasını sağlar.
  • Davranış stillerine göre kendini ve insanları tanımakla ilgili yöntemler sunar.
  • Aynı şeye bakan insanların neden farklı tepkiler verdiklerini anlar.
  • Farklılıkların zenginlik olduğunu anlar ve yönetebilir.
  • Yanlış bildiği doğrulara ve doğru bildiği yanlışlara bakış açısını geliştirir.
  • İnsanların ve kendisinin öğrenme tarzını deşifre eder.
  • Seçimlerini etkileyen doğuştan getirdiği özelliklerini fark eder.
  • Tartışmaların ve yanlış anlaşılmaların önüne geçer.
  • Kararsızlıklarının ardındaki sebepleri deşifre eder.

Kim Kimdir Programının kuruma kazanımları nelerdir?

  • Ekipler ve departmanlar arasındaki iletişim problemlerini deşifre eder. Bu problemlere çözüm sunar.
  • Çalışanlar arasındaki uyumu  arttırıp, takım çalışmalarını destekler, ekip  ruhunu güçlendirir.
  • Kurumun vizyon ve misyonuna uyumlu personel seçim kalitesini arttırır.
  • Personel motivasyonunu arttırarak, iş veriminin yükselmesine sebep olur.
  • Çalışanlar arası  tartışmalar ve anlaşmazlıkların çözülmesi için stratejiler verir.
  • Çalışanlarının potansiyellerini ortaya çıkartmaları için zemin hazırlar.
  • Departmanlardaki performansı olumlu  yönde  etkiler.
  • Kurum içi ve dışı yaşanılan problemleri tanımlar ve çözüm stratejileri verir.


    İPEK YOLU KERVANLARI VE İLİŞKİLERİ İpek yolu kervanları ve  ilişki leri yüzyıllardır konuşulur. Hayat şartlarının zor olduğu ama aynı za...